Türkiye’de Pilotaj Eğitiminde İstihdam Çıkmazı:
Cadet Programları ve Çözüm
Önerileri
Milyonlarca liralık eğitim masrafına rağmen üniversite mezunu pilotlar, şirketlerin “Cadet”
stratejileri nedeniyle kokpite geçişte büyük engellerle karşılaşıyor.
Sivil havacılık sektörünün büyümesiyle birlikte gençler arasında “Pilotaj” bölümlerine olan
ilgi hızla artmaktadır. Ancak milyonlarca lira harcayarak zorlu bir eğitimden geçen üniversite
mezunu pilot adayları ve üniversite sınavında çok iyi puan alarak iyi bir sıralama elde eden
burslu öğrenciler sektördeki yapısal değişimler nedeniyle büyük bir istihdam kriziyle karşı
karşıyadır.
Sorunun Temeli: Arz Patlaması ve Cadet (Yetiştirilmek Üzere Aday) Stratejisi
Türkiye’de pilotaj eğitiminde yaşanan sorun, temel olarak bir arz-talep dengesizliğine ve
şirketlerin istihdam tercihlerindeki değişime dayanmaktadır.
1. Kontrolsüz Kontenjan Artışı: Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) verilerine göre,
2018’de 515 olan uçak sayısı 2025’te 800’e ulaşarak %55’lik bir büyüme kaydetmiştir. Buna
karşılık, aynı dönemde sistemdeki öğrenci pilot sayısı 828’den 2.874’e fırlayarak %250’ye
varan bir artış göstermiştir. Bu dramatik farkın nedeni, üniversite pilotaj kontenjanlarının
kontrolsüz bir şekilde artmasıdır. 2018’de 7 üniversitede 150 olan kontenjan, bugün 20’den
fazla üniversitede 360’ın üzerine çıkmıştır. Aileler, çocuklarının eğitimi için 10 milyon TL’yi
aşan devasa bütçeler ayırmak zorunda kalmaktadır.
2. Havayollarının Kendi Pilotunu Yetiştirme Eğilimi: THY, Pegasus ve SunExpress gibi
majör şirketler, dışarıdan hazır mezun alımını büyük ölçüde durdurmuştur. Bunun yerine,
“Cadet” (Yetiştirilmek Üzere Pilot Adayı) programları ile mühendislik, işletme gibi farklı
bölümlerden mezunları seçip, tüm eğitim masraflarını önden karşılayarak kendi
standartlarında (MPL lisanslı) pilotlar yetiştirmektedirler. Bu sistem, şirkete sadakati garanti
altına aldığı ve personel devir hızını düşürdüğü için firmalara daha cazip gelmektedir.
3. “Tip Eğitimi” ve “500 Saat” Bariyerleri: Şirketlerin kendi adaylarına ücretsiz sunduğu
Boeing veya Airbus Tip Eğitimi (Type Rating), üniversite mezunu bir aday için dışarıda
ortalama 30.000 Euro’ya mal olmaktadır. Aday bu eğitimi alsa dahi, şirketlerin tecrübesiz
pilot alımında talep ettiği “500 saat uçuş” şartı nedeniyle işsiz kalmakta ve “yeni mezun”
statüsünde beklemeye itilmektedir.
Sürdürülebilir Bir Havacılık İçin Çözüm Önerileri
Gökyüzüne gönül veren gençlerin mağdur olmaması ve sektörün yetenekleri israf etmemesi
için acil stratejik adımlar atılmalıdır:
1. YÖK Tarafından Katı Kontenjan Regülasyonu: YÖK, arz-talep dengesi bozulan diğer
bölümlerde (örneğin öğretmenlik ve hukuk) yaptığı gibi, pilotaj bölümlerinin kontenjanlarını
derhal daraltmalıdır. Havayollarının Cadet programlarından mezun edeceği pilot sayıları,
sektörün yıllık ihtiyacından düşülmeli; üniversitelere sadece kalan “gerçek ihtiyaç” kadar
kontenjan verilmelidir. Yetersiz altyapıya sahip vakıf üniversitesi programları kapatılmalıdır.
2. “İstihdam Garantili” Üniversite-Sektör Entegrasyonu: Üniversiteler, havayolu
şirketlerinden bağımsız eğitim modellerini terk etmelidir. Yeni bir pilotaj bölümü açılabilmesi
veya mevcutların eğitime devam edebilmesi için, kurumun ulusal bir havayolu şirketiyle
“mezunlarının belirli bir oranını işe yerleştirme protokolü” (Özyeğin-Pegasus veya THK-THY
modeli gibi) imzalaması yasal bir zorunluluk haline getirilmelidir.
3. “500 Saat” Paradoksunu Kıracak Devlet Teşvikleri: Tecrübesiz pilot (0-500 saat)
riskinden kaçınan havayollarını teşvik etmek amacıyla devlet devreye girmelidir. Tip eğitimli
yeni mezun bir Türk pilotuna filoda yer açıp hat eğitimi (LIFUS) veren şirketlere SGK prim
desteği veya DHMİ yer hizmetleri tarifelerinde indirimler uygulanmalıdır. Ayrıca, yabancı
pilot kotası uygulanırken şirketlerin öncelikle TALPA ve SHGM havuzundaki Türk pilotları
değerlendirmesi zorunlu kılınmalıdır.
4. EASA (Avrupa) Denkliği İçin Diplomasi: Türk üniversitelerinden mezun olan pilotların
Avrupa’da iş bulabilmesi önündeki bürokratik (teorik sınav tekrarı) ve maddi engellerin
aşılması gereklidir. Bunun için Türkiye ve EASA arasında diplomaların karşılıklı tanınmasını
sağlayacak (BASA) anlaşmalarının imzalanması süreçleri hızlandırılmalı, böylece mezunların
global pazara çıkış yolu açılmalıdır.
Sonuç: Pilotaj eğitimi, büyük hayaller ve devasa bütçelerle çıkılan bir yoldur. Üniversitelerin kontenjanları ile sektörün gerçek talepleri arasında rasyonel bir köprü kurulmadığı takdirde, gençlerin emekleri ve ailelerin fedakarlıkları bir “işsizlik krizine” dönüşecektir. Çözüm, sadece mezun vermek değil, uçabilen pilotlar yetiştirmektir.
Kaynakça
• Keskin, D. (2026, 3 Ağustos). Türkiye’de Pilotaj Eğitiminde Arz Patlaması:
Geleceğin Pilotlarını İşsizlik mi Bekliyor? Dorukcan Keskin.
Link
• Erdağı, O. (2026, 27 Ağustos). Türk Sivil Havacılığındaki Sistematik Çöküş (Bölüm
8) ve Çözüm Önerileri (SHT-FCL-SHT-1LC -EASA Part-FCL, Part Med, ve Havacılık
Eğitimi). Airline Haber.
Link
• Özvar, E. (2026, 9 Ağustos). YÖK, Öğretmenlik ve 2. Öğretim Kontenjanlarında Ne
Kadar Azalmaya Gittiğini Açıkladı! (YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın
Açıklamaları). Kamu Gündemi.
Link
• TÜİK. (2026). Yükseköğretim İstihdam Göstergeleri. Türkiye İstatistik Kurumu.
• THY. (2026). Türk Hava Yolları 2033 Vizyonu ve İstihdam Hedefleri. Türk Hava
Yolları Kurumsal Web Sitesi.
• TALPA. (2026). Türkiye Havayolu Pilotları Derneği İstihdam Havuzu ve Sektörel
Raporları. T TALPA.
